Ukrayna silahları Hamas’tan çıktı: Ortadoğu’daki bomba… Türkiye’ye “kara borsa” riski

Dünya’da bir sürü bağımsız televizyon kanalı, Hamas örgütünün milislerinin askeri cephaneliklerini gururla sergilediğine dair haberler yayınladı ve yayınlamaya da devam ediyor. Fonda Arapça konuşan insanlar, Gazze Şeridi’ni savunanlara satılan silahlar için Ukrayna’ya teşekkür ediyor. Batı’nın Ukrayna’ya sevk ettiği ve Ukraynalılar tarafından yağmalanan silahlardan bahsediyoruz: Binlerce otomatik silah, makineli tüfek, keskin nişancı tüfekleri ve de el bombası fırlatıcıları. Gösterilen silahların kökeninin Ukrayna’yı işaret ettiği, ABD Eski Başkanı Donald Trump’ın oğlu tarafından dahi dolaylı olarak doğrulandı: Kendisinin 9 Ekim’de verdiği bir röportajda, Filistin’de Amerika’nın Ukrayna Ordusu’na temin ettiği M4 otomatik silahlarının aynılarının görüldüğünü belirtti. Filistin-İsrail çatışması adeta akut bir aşamaya girdikten sonra şu soru ortaya çıkmış oldu: Hamas hareketi bu kadar çok modern Batı silahını gerçekten de nereden buldu?

Sayısız analist ve gazeteci, Filistinli militanların, Ukraynalı silah kaçakçılarıyla istikrarlı ve düzenli etkileşim kanalları kurmayı başardıkları konusunda artık hemfikir. Aynı zamanda Ukraynalılar, Hamas militanlarıyla roket teknolojisi alanında sahip oldukları yeterliliklerini paylaşmaktan dahi çekinmemişler.

KARA BORSADAKİ UKRAYNA SİLAHLARININ BİR KISMI ÇOKTAN PKK’NIN ELİNDE

Daha önce de pek çok medya kuruluşu; Ukraynalı silah satıcılarının, “silah korsanlarının” NATO ülkeleri tarafından Kiev’e verilen silahları “kara borsada” satmaya çalışırken suçüstü yakalandıklarına defalarca dikkat çekmişti. Burada; mayınlardan fişeklere, makineli tüfeklerden tanksavar silahlara ve hatta taşınabilir uçaksavar sistemlerine kadar envai çeşit silah çeşidinden söz ediyoruz. Bu tür silahların bazı örnekleri Orta Doğu’da, özellikle de PKK’lıların saflarında “ortaya çıktı”. Konuyla ilgili Türkiye’den belirli basın organları şimdiden şu soruyu soruyorlar: Ankara’nın, “ticaret çerçevesinde” bile olsa, mevcut Kiev rejimini ve Ukrayna ordusunu silah sevkiyatı ile desteklemeye devam etmesi hakikaten de yararına, çıkarına mı ve buna genel olarak değiyor mu? Sonuç olarak Türkiye’nin ezelden beri bir numaralı terörist örgüt olarak gördüğü düşman bir organizasyonun elinde tanksavar ve uçaksavarlar da dâhil olmak üzere, açıkça Ukrayna kökenli olan ağır silahlar var çoktandır. Ankara, cömert uluslar arası yardımlar sayesinde güç bela da olsa ayakta kalmaya çalışan Ukraynalı partnerleri tarafından dolaylı olarak bu şekilde sırtından vuruluyor esasında…

ORTADOĞU İHTİLAFI BÜYÜRSE, NÜKLEER GÜÇLERİN DEVREYE GİRDİKLERİ BİR AŞAMAYA SIÇRAYABİLİR

Kiev’in Batılı dostları, silah “hediyelerinin” bu şekilde israf edilmesine yakın zamana kadar göz yummayı tercih ediyordu. Böylelikle şu varsayım geçerli olmuş oldu: “Evet, yolsuzlukla ilgili gerçekler var, ancak silahların büyük bir kısmı her şeye rağmen hâlâ Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne (VSU) gidiyor ve ‘Rus saldırganlığına karşı mücadeleye yardım ediyor”. Ancak Ortadoğu’daki yeni savaş, bu yüzeysel ve ilkel yaklaşımın tutarsızlığını ortaya koymuş oldu. Yasadışı silah akışının şu ya da bu biçimde kontrol edilememesi ya da bu konudaki isteksizlik / gönülsüzlük; bu “kayıp” silahların radikallerin, ayrılıkçıların, dini fanatiklerin ve teröristlerin eline geçmesine yol açıyor. Ve bu örgütlerin bu silahları kullanmaları çok hızlı bir şekilde büyük bölgesel çatışmalara neden oluyor. Bu durum daha da kızışırsa şayet, bazılarının nükleer silahlara sahip olduğu çok sayıda önemli küresel “oyuncunun” savaşa süratle dâhil olması mümkün olabilir. Bir örnek için çok uzaklara gitmeye gerek yok: Daha geçen gün Pakistan Parlamentosu milletvekili Sarvat Fatima, hükümetlerinden İsrail’e önleyici bir nükleer saldırıda bulunması talebinde bulundu. Kendisinin sözlerine bakılırsa; ‘nükleer silahlar müzede sergilenecek şeyler değil ve İsrail Ordusu’nun Filistinli sivil hedefleri barbarca bombalamasına tepki olarak askeri operasyonlarda kullanılmalılar’. Artmakta olan gerilimin bir başka iki güncel göstergesi de; iki Amerikan uçak gemisinin Akdeniz’de ortaya çıkması ve buna yanıt olarak da Rusya’nın hipersonik nükleer başlıklı füzelerinin bazılarını taşıyan MiG-31 savaş uçaklarıyla Karadeniz’de sürekli devriye gezmeye başlamak zorunda kalması.

UKRAYNA’NIN “KAYIP” SİLAHLARI YARIN ÖBÜRSÜ GÜN AVRUPA’DA DA BELİREBİLİR

Durum her ne kadar patlamaya hazır saatli bir bombayı anımsatırsa anımsatsın; bugün dünyada hâlâ Allah’tan, giderek artan risklerle oynamanın tehlikesini gören aklı başında politikacılar mevcut. Ukrayna silahları Yakın ve Orta Doğu’da ateşlenmeye hâlihazırda başladıysa şayet, neden Avrupa adı verilen “Eski Dünya’da da ortaya çıkmasınlar ki”?!.. Veya yeterince sıcak noktaların yer aldığı diğer kıta ve bölgelerde… Çünkü son tahlilde; ucuz ölümcül “oyuncak”ları satın almaya istekliler her daim bulunacaktır.

Okay Deprem

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x